Stand-up dünyasının genç ve dikkat çeken isimlerinden Deniz Göktaş, son gösterisiyle milyonlarca izleyiciye ulaşarak büyük bir çıkış yakaladı. Ancak bu başarının ardından gelen gözaltı kararı, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı ve mizahın toplumsal rolü üzerine yeni bir tartışma başlattı. Göktaş'ın Hollanda'dan dönüşünde havalimanında gözaltına alınması, özellikle ters kelepçe uygulamasıyla dikkat çekti.
Gözaltı sürecinde çekilen görüntüler ve avukatının açıklamaları, olayın detaylarını gözler önüne serdi. Göktaş'ın mektubunda, polislerin kendisine karşı olumlu tutumuna rağmen, "mizansen" olarak nitelendirdiği ters kelepçe uygulamasının arkadan çekilen görüntülerle servis edilmesi, kamuoyunda farklı yorumlara neden oldu. Bu durum, bir komedyene neden "tehlikeli suçlu" muamelesi yapıldığı sorusunu akıllara getirdi.
Olay Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Mehmet Ali İnan, köşe yazısında bu olayı ele alırken, Karar gazetesi yazarı Şule Demirtaş'ın yorumlarına atıfta bulundu. Demirtaş, "İnancından emin olanlar, her itirazı varoluşsal bir tehdit olarak görmez. Çünkü ilahi olanın birkaç cümleyle sarsılmayacağını bilir" sözleriyle, hakikatin sorgulanmaktan değer kaybetmeyeceğini vurguladı. Bu bakış açısı, mizahın eleştirel gücünün önemini bir kez daha ortaya koydu.
İnan, yazısında ayrıca Türk Polis Teşkilatı gibi köklü bir kurumun bu tür "mizansen" uygulamalara neden ihtiyaç duyduğunu sorguladı. Gerçek mizahın, insanı güldürürken düşündüren ve ezber bozan niteliğine dikkat çekerek, Deniz Göktaş'ın bu yönüyle toplumda farklı bir etki yarattığını belirtti. Olay, Türkiye'de ifade özgürlüğü, sanatın sınırları ve toplumsal hoşgörü konularında derinlemesine bir tartışma zemini oluşturdu.










