Son günlerde Marmara Denizi'nde yaşanan mikro deprem aktivitesi, kamuoyunda merak uyandırdı. AFAD Deprem Bilim Kurulu üyeleri, Adalar fayı üzerindeki bu sarsıntılara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Uzmanlar, vatandaşların paniğe kapılmaması gerektiğini ve resmi kurumların açıklamalarına itibar etmenin önemini vurguladı.
Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Salı gününden bu yana büyüklüğü 3,2'ye varan 170'ten fazla mikro deprem kaydedildiğini belirtti. Sözbilir, bu tür mikro deprem kümelerinin büyük bir depremin habercisi olduğunu önceden ayırt etmenin bilimsel olarak mümkün olmadığını ifade etti. Depremlerin 5 ila 13 kilometre derinlikte gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı.
Prof. Dr. Şükrü Ersoy da sarsıntıların Adalar fayı üzerinde yoğunlaştığını doğrulayarak, fayların dönemsel olarak küçük depremler üretebileceğini söyledi. Ersoy, sosyal medyadaki spekülatif paylaşımlara karşı uyararak, depremin kesin zamanını bilmenin bilimsel olarak imkansız olduğunu hatırlattı. Asıl konunun yapı stoklarının depreme dayanıklılığı olması gerektiğini vurguladı.
Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Bahadır Aktuğ ise mevcut küçük ölçekli depremlerin, fayın bütününe yönelik kesin bir sonuca ulaşmak için yeterli veri sağlamadığını belirtti. Aktuğ, bu tür küçük hareketliliklerin doğrudan büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanmasının bilimsel temeli olmadığını kaydetti. Vatandaşların yalnızca AFAD ve yetkili resmi kurumların açıklamalarını dikkate alması gerektiğini ekledi.
Kocaeli Üniversitesi'nden Prof. Dr. Şerif Barış da Marmara Denizi'ndeki hareketliliğin "geri plan depremselliği" olarak adlandırılan küçük kırılmalar sonucu oluştuğunu ifade etti. Barış, geçmişte de benzer durumların yaşandığını ve bunların büyük depremleri tetiklemediğini belirtti. Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatarak, risk yönetimi ve afet planlarının önemine dikkat çekti.











