ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington ve Tahran yönetimleri arasında sağlanan mutabakatın yalnızca geniş bir çerçeve sağladığını ve önemli ayrıntıların sonraki müzakerelerde belirleneceğini açıkladı. Vance, Amerikan yayın kuruluşu CNN'de katıldığı bir programda ABD-İran mutabakatını değerlendirdi.
Mutabakat metninin yaklaşık bir buçuk sayfa olduğunu aktaran Vance, bu nedenle belgenin çok genel olduğunu ancak İran ile yapılan görüşmelerin önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Vance, birçok konuda teknik müzakere aşamasında çözümler bulunması gerektiğini, ancak mutabakat zaptının İranlıların anlaşmanın faydalarından yararlanarak yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlayacak bir çerçeve oluşturduğunu belirtti.
Vance, anlaşma kapsamında İran için iki olası yol olduğunu vurguladı: Ya olağanüstü ekonomik yaptırımlar altında kalmaları, ya da denetimle nükleer programlarını yeniden oluşturmayacaklarını doğrulanabilir bir şekilde göstermeleri. İkinci seçeneğin tüm bölgeyi dönüştüreceğini ifade etti. Mutabakatın en önemli yanının İran'ın nükleer silah üretmeme konusunda doğrulanabilir bir taahhüt vermesi olduğunu ve bunu yerine getirmesi durumunda fayda göreceğini ekledi.
İran'ın varlıklarının dondurulmasının kaldırılması veya yaptırımların hafifletilmesi konusundaki sorulara yanıt veren Vance, ne ABD'den ne de Körfez'deki müttefiklerinden tek bir dolar bile yaptırım hafifletmesi veya varlıkların dondurulmasının kaldırılması olmadığını söyledi.
Üst düzey bir ABD'li yetkili de daha önce yaptığı açıklamada, mutabakatın ABD adına Başkan Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, İran tarafında ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf tarafından imzalandığını belirtmişti. Yetkili, İran'ın nükleer programı ve bölgedeki radikalizm ile terörizme finansman sağlamama konularında işbirliği yapmaya istekli olması durumunda dünya ekonomisine daha sıcak karşılanacağını ifade etmişti.
ABD'li yetkili, İran'ın taahhütlerine bağlı olduğunu göstermesi durumunda 300 milyar dolarlık dondurulmuş fonlarının yavaş yavaş serbest bırakılacağını öne sürmüştü. Ayrıca, mutabakatta İsrail'in Lübnan'dan geri çekilmesi gibi bir madde olmadığını da aktarmıştı.











