Apollon’a Sunulmuş Sessiz Bir Adak: Bursa Dağlarında Kaybolan Bir İnancın İzleri
Bursa’nın dağ köylerinde bazen sıradan görünen bir taş, binlerce yıllık bir hikâyeyi saklar. Keles’e bağlı Akçapınar’da bulunan bir mermer parçası da böyle bir sessiz tanıktır.
Roma İmparatorluğu dönemine tarihlenen bu mermer fragman, bugün Akçapınar’daki Aynapınar Çeşmesi’nin yapısında devşirme malzeme olarak kullanılmaktadır. İlk bakışta sade bir taş gibi görünse de, üzerinde yer alan iki satırlık Eski Yunanca yazı; bizi yaklaşık 1800 yıl öncesine götürür.
Yazıtta şu ifadeler okunmaktadır:
“Filetos oğlu Onesimos, hayat arkadaşı Nymphe ile birlikte Tanrı Apollon’a…”
Ὀνήσιμος Φιλήτου Αὐτ[- - - σὺν]
Νύμφῃ συμβίῳ yaprak θεῷ yaprak Ἀπόλλ[ωνι - - ?]
Yazının devamı kırık olduğu için eksiktir; ancak araştırmacılar bunun büyük ihtimalle bir adak cümlesiyle tamamlandığını düşünmektedir. Yani bu taş, Apollon’a sunulmuş kutsal bir armağanın parçasıydı.
Burada en dikkat çekici ayrıntılardan biri “Nymphe” ismidir. Antik dünyada Nymphe yalnızca bir kadın adı değil, aynı zamanda doğa ruhlarını ve su perilerini çağrıştıran mistik bir kavramdı. Bursa’nın dağlarında, pınarların ve kutsal suların çevresinde yaşayan halkın doğa ile kurduğu ruhani bağ düşünüldüğünde, bu isim daha da anlam kazanıyor.
Araştırmacılar taşın biçiminden dolayı bunun bir “sunu masasına” ait olabileceğini belirtmektedir. Antik Yunanca’da “trapeza” adı verilen bu taş masaların üzerine adaklar bırakılırdı. Yağ, şarap, meyve, tütsü ya da küçük heykeller… İnsanlar tanrılara dualarını bu masalar üzerinden sunardı.
Belki de Akçapınar’da yaşayan bir çift, sağlık bulmak, bereket istemek ya da bir felaketten kurtuldukları için Apollon’a şükranlarını sunmuştu.
Bugün bu küçük taş parçası bize çok daha büyük bir gerçeği hatırlatıyor:
Uludağ’ın etekleri yalnızca Osmanlı’nın değil, çok daha eski inançların da yurduydu.
Bu coğrafyada Zeus adına tapınaklar yükselmiş, Apollon’a adaklar sunulmuş, pınarlar kutsal kabul edilmişti. Bursa’nın dağ köylerinde hâlâ karşımıza çıkan eski taşlar, aslında kaybolmuş tapınakların ve unutulmuş ritüellerin son izleri olabilir.
Üstelik araştırmacılar bu adak taşının, bölgedeki Tazlaktepe’de bulunduğu düşünülen Zeus Kersullos Tapınağı ile bağlantılı olabileceğini de ifade ediyor. Kesinlik bulunmasa da, aynı kült alanına ait olma ihtimali oldukça dikkat çekici.
Belki de bugün bir çeşmenin duvarında duran bu taş, bir zamanlar tütsü kokuları arasında, duaların yükseldiği kutsal bir alanın merkezindeydi.
Ve belki de Bursa’nın dağlarında hâlâ toprağın altında, tanrılara adanmış başka hikâyeler uyuyor…
Bursa araştırmalarında beraber çalışma fırsatı bulduğum Prof .Dr. Mustafa Şahin hocama sevgilerimle…
Kaynak:
Bursa ve İlçeleri Arkeolojik Kültür Envanteri I – Olympos Araştırmaları (Keles-Orhaneli-Harmancık-Büyükorhan)











