Bursa'da son dönemde yaşanan taşkınlar ve akarsulardaki kirlilik, Piri Reis Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı tarafından bilimsel bir perspektifle değerlendirildi. Sarı, dere yataklarının insan müdahalesiyle daraltılması ve atıklarla doldurulmasının, suyun doğal akışını bozarak çevresel felaketlere yol açtığını vurguladı. Özellikle Nilüfer Çayı ve Gönen Çayı'ndaki kirliliğin boyutları dikkat çekiyor.
Kurak dönemlerde su seviyesi düşen dere yatakları, zamanla kullanılmayan alanlar gibi algılanarak atık ve molozlarla dolduruluyor. Bu durum, yağışlarla birlikte yeniden akışa geçen suyun doğal yolunu izlemesini engelliyor. Su, tıkalı yataklar nedeniyle yön değiştirerek çevredeki yerleşim ve tarım alanlarına yayılarak kısa sürede taşkınlara neden oluyor. Karacabey, Uluabat Gölü ve çevresindeki bölgelerde yaşanan bu durum, dron görüntüleriyle de belgelendi.
Prof. Dr. Sarı, akarsuların insan eliyle nasıl bozulduğuna örnek olarak Nilüfer ve Gönen çaylarını gösterdi. Uludağ'dan içme suyu kalitesinde doğan Nilüfer Çayı'nın, Bursa içinden geçtikten sonra su olma vasfını kaybederek simsiyah ve kokulu bir sıvıya dönüştüğünü belirtti. Sarı, "90 kilometre boyunca Nilüfer Çayı'nda bir tane balığa rastlayamazsınız. Çünkü yaşamı bitiriyoruz" sözleriyle kirliliğin boyutunu gözler önüne serdi. Benzer şekilde Gönen Çayı'nın da ilçe çıkışında tamamen kirlendiği ve son 16 kilometresinde hiçbir canlı yaşamının olmadığı ifade edildi.
Kirliliğin sadece görsel bir sorun olmadığını vurgulayan Sarı, bu durumun deniz ekosistemlerini de etkilediğini, balıkların, deniz çayırlarının ve diğer canlıların zarar gördüğünü aktardı. Akarsuların denizlere hayat yerine zehir taşıdığını belirten bilim insanı, iklim değişikliğine bağlı olarak şiddetli hava olaylarının ve sellerin daha sık yaşanacağını, bu nedenle akarsu yataklarından uzak durulması gerektiğini ifade etti.
Sarı, "Su unutmaz, suyun hafızası çok güçlüdür" diyerek, dere yataklarına yapılan müdahalelerin faturasının yıllar sonra ortaya çıktığını söyledi. İnsanların suyun yatağına yerleşmesini "suyun malını almak" olarak nitelendiren Sarı, suyun geri döndüğünde kendi malını geri aldığını ve bunun bir adalet olduğunu belirtti. Atılan moloz ve çöplerin sel sularıyla denize taşınarak okyanuslarda çöp adaları oluşturduğunu da sözlerine ekledi.










