← Tüm haberler

Bursa’nın Görünmeyen Tarihi: Haset, Kıskançlık ve Tarihin Tozlu Davaları

Bursa'nın bilinen tarihinin ötesinde, haset ve kıskançlığın şekillendirdiği olaylar gün yüzüne çıkıyor. Karagöz, Hacivat ve Şehzade Mustafa gibi isimlerin yanı sıra, mahkeme kayıtları da bu karanlık duyguların izlerini taşıyor.

26 Haziran 2026 • Işık Demir

Bursa'nın tarihi sokağında, haset ve kıskançlık temalı bir tablo ile eski belgeler. Arka planda çarşı ve minare görülüyor.

Bursa’nın Görünmeyen Tarihi: Haset, Kıskançlık ve Tarihin Tozlu Davaları

Tarih kitapları Bursa’yı anlatırken genellikle ulu çınarlarından, yeşilinden, saraylarından ve fethettiği topraklardan bahseder. Ancak bu kadim şehrin sokaklarında, hanlarında ve mahkeme salonlarında yüzyıllar boyunca insanlığın en eski, en karanlık duygusu da kol gezmiştir: Haset ve kıskançlık.

Bursa, Bizans’tan Osmanlı’ya, saray entrikalarından çarşı esnafının çekememezliğine kadar bu tehlikeli duygunun açtığı derin yaraların sessiz bir şahididir. Şehrin tarihine bu gözle baktığımızda, bugün önünden geçip gittiğimiz anıtların ve tarihi hanların arkasında bambaşka trajediler görürüz.

Şikâyet Çarkının Kurbanları
Bursa’da hasedin kurbanı olan en tanıdık simalar şüphesiz Karagöz ve Hacivat’tır. Orhan Camii inşaatında çalışan bu iki neşeli ustanın tek suçu, nüktedan dilleriyle işçileri eğlendirmek ve halkın sevgisini kazanmaktı. Ancak onların bu popülerliğini ve zekasını çekemeyen, saray nezdinde makam devşirmek isteyen bazı fesat devlet görevlilerinin “İnşaatı geciktiriyorlar, devlete baş kaldırıyorlar” yalanları, iki canın idama yürütülmesine yetti. Bursa’nın bu iki ölümsüz karakteri, aslında organize bir çekememezliğin kurbanıydı.

Siyasi haset denince akla gelen en büyük trajedi ise Şehzade Mustafa’dır. Halkın ve yeniçerinin gözbebeği olan Mustafa’nın bu yükselişini, saraydaki diğer güç odakları hasetle ve taht korkusuyla izledi. Sahte mektuplarla örülen o meşhur fesat çarkı, 1553’te bir şehzadenin canını aldı ve cenazesi Bursa Muradiye Külliyesi’ne, yani bu topraklara emanet edildi. Bursa halkı aylarca bu haksızlığın ve saray fitnesinin yasını tuttu.

Mahkeme Tutanaklarındaki "Kem Gözler" ve "Ticari Baltalamalar"
Peki, ya halkın arasında durum neydi? Bursa Şer’iyye Sicilleri (mahkeme kayıtları), tarihin sadece saraylarda değil, mahalle aralarında da ne büyük haset savaşlarına sahne olduğunu fısıldar bize.
Mahkeme kayıtlarında sıradan bir Bursa mahallesinde, kendi emeğiyle geçinen ve maddi durumu iyileşen dul bir kadını çekemeyen komşularının topluca kadının kapısına dayanıp, “Bu kadın evinde büyü yapıyor, muskacılıkla kocalara göz koyuyor” iftirası attığını okuruz. Kadı’nın titiz soruşturmasıyla kadının sadece dikiş-nakışta çok başarılı olduğu için kıskanıldığı ortaya çıksa da, dökülen diller ve kırılan kalpler o dönem Bursa’sının sosyal yarası olarak kayıtlara geçmiştir.

İpekçilerin Gizli Savaşı ve Kırılan Fırın Kürekleri
Haset, Bursa’nın can damarı olan tarihi çarşıda da eksik olmuyordu. Koza Han’da ya da İpek Hanı’nda bir ustanın kumaşı daha parlak boyansa, fırıncılardan biri daha lezzetli ekmek çıkarsa hemen haset çarkı dönmeye başlardı.
Osmanlı Bursa’sında mahkemeye yansıyan ipekçi ve fırıncı davalarında, rakibinin malını kötüleyen, gece gizlice dükkanının boya küplerine çamur atan ya da fırıncının ununa hile karıştığı iftirasını yayan esnaflarla karşılaşırız. Adalet sistemi bu ticari kıskançlığa o kadar sert bakardı ki, suçu sabit olan hasetçi esnafa “Gaddarlık ve Men-i Kâsip” (haksız engelleme) suçundan dükkan kapatma, malına el koyma ve en nihayetinde Bursa çarşısından tamamen sürülme cezası verilirdi.

Geçmişten Bugüne Kalan Ayna
Bursa’da tarih boyunca haset nedeniyle canından olanlar, iftiraya uğrayan başarılı kadınlar, tezgahı mühürlenen kıskanç esnaflar bize tek bir şeyi gösteriyor: Zaman değişiyor, binalar yıkılıp yeniden yapılıyor, yönetimler başkalaşıyor ama insanın içindeki o kadim hırs ve çekememezlik duygusu hiç değişmiyor.

Bugün Çekirge’deki Karagöz Anıtı’nın önünden geçerken ya da Muradiye’nin sessizliğinde yürürken, sadece mermer taşları görmüyoruz. Aslında insanlığın en büyük sınavlarından biri olan "başkasının başarısını ve mutluluğunu çekebilme" erdeminin, tarihteki ağır bedellerini izliyoruz.
Bursa’nın ulu çınarları sadece yaprak dökmedi; bu topraklarda yüzyıllar boyunca hasedin kuruttuğu ne hayatlar, ne dostluklar yaprak gibi döküldü...

Foto Galeri

Haberden Kareler

Editör Masasından

İnegöl'de tekstil fabrikasında iş kazası sonrası sedyede taşınan yaralı işçi ve sağlık ekipleri.

İnegöl'de Tekstil Fabrikasında İş Kazası: İşçi Yük Asansörüne Sıkıştı

Son Dakika Manşetleri