Afyonkarahisar'da yaşayan bir kadın, eşinin kendisinden DNA testi istemesi ve çocuğun kendisinden olmadığı yönünde ithamda bulunması üzerine mahkemeye başvurdu. Kadın, evliliğin sona erdirilmesi yerine, tarafların belirli bir süre ayrı yaşamasını öngören 'ayrılık kararı' verilmesini talep etti.
Çay Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi, erkeğin eşinden DNA testi istemesini ve sadakatsizlik ithamında bulunmasını kusurlu davranış olarak değerlendirdi. Mahkeme, kadının talebini kabul ederek tarafların 3 yıl süreyle ayrı yaşamasına karar verdi.
Ancak kocanın istinaf başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2’nci Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını bozdu. Daire, kocanın sadakatsizlik ithamını kusur olarak kabul etse de, ayrılık kararı verilebilmesi için eşlerin ileride yeniden bir araya gelme ihtimalinin bulunması gerektiğini, somut olayda ise bu olasılığın kanıtlanamadığını gerekçe göstererek davanın reddine hükmetti.
Kadının kararı temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi, kocanın eşinden DNA testi isteyerek sadakatsizlik ithamında bulunma kusurunun kesinleştiğini ve bu davranışın yasal olarak bir boşanma sebebi sayıldığını belirtti.
Yargıtay, davanın boşanma davası olmadığına, doğrudan ve sadece yasal olarak ayrı yaşama hakkı elde etmek amacıyla açıldığına dikkat çekti. Kanuna göre sadece ayrı yaşama talebiyle açılan davalarda, koca kusurlu bulunduktan sonra ayrıca 'eşlerin yeniden bir araya gelme veya barışma ihtimali' aranamayacağını vurguladı. Bu nedenle kadının açtığı ayrılık davasının kabul edilmesi gerekirken istinaf mahkemesince reddedilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmederek Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını bozdu.











