Türkiye'nin de aralarında bulunduğu sekiz ülkenin dışişleri bakanları, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik süregelen baskı ve ihlallerine karşı ortak bir açıklama yayımladı. Bildiride, İsrailli yerleşimcilerin ve aşırılıkçı bakanların İsrail polisinin koruması eşliğinde Mescid-i Aksa'ya düzenlediği baskınlar ve avlusunda İsrail bayrağının çekilmesi şiddetle kınandı.
Bakanlar, Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'teki bu kışkırtıcı eylemlerin uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu belirtti. Ayrıca, bu durumun dünya genelindeki Müslümanlara yönelik kabul edilemez bir provokasyon ve kutsal şehrin kutsiyetine yönelik açık bir ihlal teşkil ettiğini vurguladılar.
Açıklamada, Kudüs ile buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü girişimin kategorik olarak reddedildiği teyit edildi. Bakanlar, 144 dönümlük Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif alanının tamamının sadece Müslümanlara ait bir ibadet yeri olduğunu ve Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesinin münhasır yetkiye sahip yasal merci olduğunu yinelediler.
Ortak bildiride, İsrail'in 30'dan fazla yeni yerleşim birimini onaylama kararı da dahil olmak üzere hız kazanan yasa dışı yerleşim faaliyetleri kınandı. Ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin okullarına ve çocuklarına yönelik saldırılar ile Filistinlilere karşı devam eden yerleşimci şiddeti de eleştirilerek sorumluların hesap vermesi çağrısında bulunuldu.
Bakanlar, İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde hiçbir egemenliğinin bulunmadığını vurguladı. Bu tür eylemlerin iki devletli çözümün uygulanmasına yönelik kasıtlı ve doğrudan bir saldırı teşkil ettiğini belirten bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirme çağrısı yaparak, İsrail'i yasa dışı uygulamalarına son vermeye zorlamasını talep etti.
Son olarak, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve 4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devletini hayata geçirme hakkı başta olmak üzere meşru haklarına sarsılmaz desteklerini yinelediler. Uluslararası topluma, kapsamlı barışa ulaşmak üzere siyasi çözümün ilerletilmesi için çabalarını yoğunlaştırma çağrısı yapıldı.










