ABD, İran'a uluslararası piyasada petrol satışı yapabilmesi için 60 günlük geçici bir lisans sağladı. Bu karar, İsviçre'de devam eden nükleer müzakereler sürecinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Görüşmelere katılan ABD'li yetkililer, İran'ın nükleer denetçilerin ülkeye yeniden girişine izin vermeyi kabul ettiğini belirtirken, İranlı yetkililer bu iddiayı yalanladı.
ABD Başkanı Trump'ın yardımcısı JD Vance, müzakerelerin ilk turunu "çok iyi" olarak nitelendirmiş ve İran'ın nükleer denetçileri kabul ettiğini öne sürmüştü. Ancak İranlı yetkililer, ilerleme kaydedildiğini kabul etseler de Vance'in bu açıklamasının "yanlış ve gerçeği yansıtmıyor" olduğunu ifade etti. Bu çelişki, taraflar arasında uzun vadeli bir anlaşmaya ulaşma yolunda ciddi zorlukların devam ettiğini gösteriyor.
İran, yıllardır süren ağır yaptırımların ardından enerji satışına izin veren bu muafiyeti ve yeniden inşa fonu vaadini olumlu karşıladı. Ancak Tahran yönetimi, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının sürmesi halinde Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini kullanmaktan çekinmeyeceği sinyalini verdi. Bu durum, bölgesel gerilimlerin müzakereler üzerindeki potansiyel etkisini ortaya koyuyor.
ABD Başkanı Trump'a, İran'a verilen petrol satış muafiyeti sorulduğunda, başkanın konuyu ülkenin dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması ihtimaliyle karıştırdığı gözlemlendi. Trump, İran'ın petrol gelirlerini ordusunu yeniden inşa etmek yerine halkına yiyecek almak için kullanması gerektiğini vurguladı.
Bu gelişmeler, ABD ile İran arasındaki karmaşık ilişkilerde hem diplomatik ilerlemelerin hem de derin güvensizliklerin aynı anda var olduğunu gösteriyor. Geçici lisans, bir yandan gerilimi azaltma potansiyeli taşırken, diğer yandan taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların çözümünün hala zorlu bir süreç olduğunu ortaya koyuyor.











